“Vatandaşlık İptal Edilmedi, Geri Alındı”
Açıklamada dikkat çeken en önemli vurgu ise hukuki sürece ilişkin oldu. Mağdur aileler, vatandaşlıklarının “iptal” edilmediğini, Cumhurbaşkanlığı kararıyla “geri alındığını” belirterek şu görüşü savundu:
“Bu insanlar geri alma tarihine kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşamış kişilerdir. Vatandaşlığın iptal değil geri alma yöntemiyle kaldırılması da devletin bu insanları peşinen suçlu görmediğinin göstergesidir.”
Aileler, yaşanan sürecin ardından birçok kişinin bir anda düzensiz göçmen statüsünde değerlendirilmesinin hem hukuki hem vicdani açıdan büyük travma yarattığını ifade ediyor.
Çocuklar Okula Gidemiyor, Aileler Evden Çıkmaya Korkuyor
Mağduriyet iddiaları yalnızca hukuki süreçlerle sınırlı değil. Açıklamada, bazı ailelerin çocuklarını okula gönderemediği, işe gidemediği ve hastaneye başvurmaktan çekindiği belirtildi.
Özellikle kadınlar ve çocukların süreçten psikolojik olarak ağır etkilendiği ifade edilirken, birçok kişinin “sınır dışı edilme korkusuyla” sosyal yaşamdan tamamen uzaklaştığı ileri sürüldü.
Göç İdaresi’nde “Farklı Uygulama” İddiası
Mağdur aileler, İstanbul Göç İdaresi’nde aynı durumda olan kişiler hakkında farklı uygulamalar yapıldığını da öne sürdü.
İddialara göre bazı kişiler dava açabilmeleri için serbest bırakılırken, bazıları ise halen geri gönderme merkezlerinde tutuluyor.
Örnek olarak adı paylaşılan İran uyruklu Sakineh Mehmandoust’un kalp rahatsızlığı bulunduğu ve çocuğunun Türkiye’de üniversite öğrencisi olduğu belirtilirken; kendi imkânlarıyla çıkış yapmayı kabul etmesine rağmen ne sınır dışı edildiği ne de serbest bırakıldığı ifade edildi.
Bir diğer mağdur olarak gösterilen Azedeh isimli kadının ise Türkiye’den çıkış yaparken yeniden giriş yapabileceğinin söylendiği, ancak ülke dışına çıktıktan sonra hakkında tahdit kodu konulduğu iddia edildi. Kızının eğitim hayatı Türkiye’de devam etmesine rağmen ülkeye dönemediği öne sürüldü.
“Düzensiz Göçle Mücadeleye Karşı Değiliz”
Mağdur aileler adına yapılan açıklamada, devletin düzensiz göçle mücadelesine destek verildiği de özellikle vurgulandı.
Ancak hukuki süreçleri devam eden, kamu düzeni açısından somut risk taşımayan ve yatırımcı kimliğiyle Türkiye’de bulunan kişilerin “kaçak göçmen” gibi değerlendirilmemesi gerektiği ifade edildi.
Aileler, dava süreçleri sonuçlanıncaya kadar geçici ikamet veya özel statü düzenlemesi yapılmasının birçok insani sorunun önüne geçeceğini savunuyor.
Gözler Yetkililerde
Mağdur aileler, yaşanan süreçle ilgili objektif bir inceleme yapılmasını isterken, Göç İdaresi bünyesinde hazırlanacak kapsamlı bir raporun mağduriyetleri ortaya koyacağını düşünüyor.
Özellikle Esenyurt merkezli başlayan ancak Türkiye genelinde benzer örneklerin bulunduğu öne sürülen süreçle ilgili gözler şimdi yetkililerin atacağı adımlara çevrildi.
Özel haber: Salih SÜTLAN
