Sözü çoğaltmak her zaman derinliği artırmaz; aksine çoğu zaman yalnızca açıkları kapatma çabasından ibarettir. İletişimde ve yönetimde çok konuşmayı bir “başarı stratejisi” sanma yanılgısı, günümüzün en yaygın illüzyonlarından biri… Oysa hakiki bir strateji, eylemin sessiz ve net gücünden beslenir. Kendini sürekli anlatma ve aklama ihtiyacı ise çoğunlukla üzeri örtülmeye çalışılan bir yetersizliğin dışa vurumudur.
Yolculukta en kritik kararlardan biri, kiminle yürüdüğünüzdür. Geçmişinde sürdürülebilir bir başarı inşa edememiş, hep aynı hataların döngüsünde kaybolmuş profillerle aynı yola çıkmak, varılacak olumsuz durağı baştan kabullenmektir. Benzer vizyonsuzluğu ve başarısızlık kalıplarını tekrar edenlerle ortak bir süreç yürütmek, aynı sonuçları doğurur. Çoğu zaman bu durum, göz göre göre gelen bir sürüklenişten ibarettir.
Tüm bu tablonun karşısında hafızayı, kelimeleri ve enerjiyi tükenene kadar harcamak insanı yoran en büyük yüktür. Süreci süslü vitrinlerle, romantik söylemlerle bezeyip “lavanta kokulu serüvenler” algısı yaratmaya çalışabilirsiniz. Ancak unutulmamalıdır ki zamanı geçtiğinde kurumuş lavantalardan artık o ferahlatıcı koku gelmez; geriye sadece kurumuş ot yığınları kalır. Gerçeklerle yüzleşmek yerine yanılsamaların arkasına sığınmak, sonucu değiştirmeye yetmez.
Kelimeleri tükenmeden doğru yerde durdurmayı bilmek, en büyük stratejik olgunluktur. Gerçeklerle bağını koparmamış, doğru yol arkadaşlarıyla inşa edilmiş sürdürülebilir başarılarda buluşmak dileğiyle…
Salih SÜTLAN
Gazeteci – Yazar – Şair
