Vitrin Belediyeciliği ve Derinleşen Temsil Krizleri: Arnavutköy Nereye Koşuyor?
Bir kentin gelişmişliği, sosyal medyada sergilenen kurgusal görüntülerle değil; caddelerindeki altyapıyla, sokaklarındaki huzurla ve idari yapısındaki adaletle ölçülür. İstanbul’un dış dünyaya açılan stratejik kapısı, devasa yatırımların odağında yer alan Arnavutköy; ne yazık ki bugün imaj çalışmaları ile saha gerçekleri arasındaki derin uçurumla anılmaktadır. İddialar ve halkın gözlemleri, ilçenin kaderini belirleyen yönetim anlayışının hem temsil adaletinden hem de samimi bir hizmet anlayışından uzaklaştığına işaret etmektedir.
- Sosyal Medya İllüzyonu ve Asli Görevlerin “Dev Hizmet” Gibi Sunulması
5393 Sayılı Belediye Kanunu gereğince bir mahallenin çocuk parkına, yeşil alana ve temel altyapıya kavuşturulması belediyelerin yasal ve zorunlu asli görevleri arasında yer alır. Ancak son dönemde Arnavutköy’de en temel park yapım çalışmalarının dahi olağanüstü bir lütuf veya Avrupalı mevkidaşlarını geride bırakan büyük bir hizmet gibi pazarlanması, ciddi bir algı yönetimini gözler önüne sermektedir.
Kameralar karşısında gösterişli açılışlar ve yaka mikrofonlarıyla çekilen özel kurgu videolar eşliğinde sergilenen bu vizyon, sokakların gerçek durumuyla çelişmektedir. Çoğu mahallede yolların, altyapı eksikliklerinin ve bakımsız caddelerin durumunun son derece vahim boyutta olduğu görülürken; dijital mecralarda “Avrupa standartlarını aşan hizmet” metaforu işlenmektedir. Oysa gerçek bir hizmet, süslü kadrajlarda değil, vatandaşın günlük yaşam kalitesinde hissedilmelidir.
- İbadette Protokol Rüzgarı: Samimiyet mi, Gösteriş mi?
Halkla iç içe olması beklenen yerel yöneticilerin, ilçedeki en mütevazı mekanlarda ve ibadethanelerde dahi sergilediği tutum toplumsal vicdanı yaralamaktadır. İlçe idarecisinin camiye veya ibadete giderken adeta bir koruma ordusu eşliğinde hareket etmesi, ekibin önceden gidip saflarda yer ayırarak beklemesi, halkın ve cemaatin tepkisini çekmektedir.
Yönetici ile halk arasındaki gönül bağını koparan, makam imkanlarını sivil hayata ve ibadet alanlarına kadar bir güç gösterisi olarak taşıyan bu tutum, samimiyet sorgulamasını da beraberinde getirmektedir. Mütevazılık ve içtenlik gerektiren anların dahi birer güç şovuna dönüştürülmesi, yerel yönetimin halktan ne kadar kopuk bir anlayışa sürüklendiğinin açık bir göstergesidir.
- Yönetimde Dışarıdan Atamalar ve Hemşehricilik Çıkmazı
Arnavutköy’ün idari yapısındaki aksaklıklar sadece hizmet biçimiyle sınırlı değildir; idari şema ve temsil mekanizması da büyük bir adaletsizlik barındırmaktadır. Kentin havasını soluyan, sorununu bizzat yaşayan yerel dinamikler göz ardı edilerek yürütülen idari politikalar şu noktalarda toplanmaktadır:
- Dışarıdan İthal Yöneticiler: Başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve kritik birim müdürlerinin önemli bir kısmının Arnavutköy dışında ikamet eden isimlerden seçilmesi, yerinden idare ilkesine zarar vermektedir. İlçede yaşamayan bir idarecinin yerel sorunları içselleştirmesi mümkün değildir.
- Sözde Temsil Dengesi: Seçim dönemlerinde ilçedeki il nüfusu dağılımına göre meclis üyeliği sözü verilirken, pratikte listenin sadece belirli hemşehri gruplarının ağırlığıyla şekillendiği görülmektedir. Çoğu temsilci ise sadece vitrini tamamlamak adına kadroya dahil edilmiştir.
- İstihdamda Adaletsizlik: Belediye personel rejimi incelendiğinde, kadroların büyük oranda hemşehri bazlı yapılandırıldığı iddiaları öne çıkmaktadır. İlçenin eğitimli gençleri istihdam imkanından mahrum kalırken, dışarıdan veya belirli ağlar üzerinden yapılan alımlar kamu vicdanını sarsmaktadır.
- Aidiyetsiz Sermaye: İlçede iş yeri sahibi olanların çoğunun dahi Arnavutköy’de oturmaması, kentin ekonomik değerinin dışarıya kaymasına ve ilçenin bir “gündüz çalışma yeri” olarak görülmesine yol açmaktadır.
“Gerçek belediyecilik; yaka mikrofonuyla çekilen cilalı videolarda değil, tozu çamuru yutulan sokaklarda ve adaletle dağıtılan kadrolarda tecelli eder.”
Takdir Arnavutköy Halkınındır
Arnavutköy, taşıdığı stratejik önem ve misafir ettiği kozmopolit nüfusuyla çok daha adil, liyakatli ve şeffaf bir yönetimi hak etmektedir. Zorunlu belediye hizmetlerini büyük bir lütuf gibi sunan, ibadethanelerde dahi koruma kalkanları kuran ve kadrolarını dar hemşehri kalıplarına hapseden bir yönetim anlayışının sürdürülebilir olması imkansızdır. İmaj odaklı iletişim stratejileri günü kurtarabilir; ancak kentin geleceğini inşa edemez. Gelinen bu noktada en doğru ve tarafsız değerlendirmeyi yapacak olan şüphesiz Arnavutköy halkının öz iradesidir.
Salih SÜTLAN
Gazeteci / Şair / Yazar
