Ne yazık ki hayır. Bugün “başarılı” diye alkışladığımız, toplumun önüne birer figür olarak sürülen bazı kişilerin yaşamlarına yakından baktığımızda, karşımıza çıkan tek şey; göstermelik davranışlar, yapay roller ve yalandan yazılmış hikayeler oluyor.
Gerçek şu ki; hiçbir samimi temel barındırmayan, sadece algı yönetimiyle parlatılan yalan hikayeler, kimseyi kalıcı ve gerçek bir başarıya ulaştırmaz. Bu tarz figürlerin yaptığı tek şey, vitrini süslerken arkadaki büyük enkazı gizlemeye çalışmaktır. Gerçeklerle yüzleşmek yerine var olan sorunları, krizleri ve beceriksizlikleri sürekli halı altına süpürürler.
Ancak unutulan büyük bir kural vardır: Halı altına süpürülen her sorun, zamanla orada devasa bir çığa dönüşür.
Sorunları yok saymak, onları çözmez; aksine katlanarak büyümesine ve bir süre sonra içinden çıkılamaz, çözülemez bir hal almasına neden olur. Yüzeydeki o yapay ışıltı söndüğünde, geriye sadece ertelenmiş krizler ve hayal kırıklıkları kalır.
Şimdi gelin, etrafımıza daha dikkatli bakalım.
Sadece uzaktaki popüler figürlere değil; yaşadığımız bölgeye, çevremize, yerel yönetimlere, iş dünyasına veya cemiyet hayatına bir göz atalım. Bu özelliklere sahip, günü kurtarmaya çalışan, icraat yerine sadece “mış gibi” yapan kimler var?
Kendi küçük dünyalarında yalan hikayelerle başarı masalları anlatanları, sorunları çözmek yerine gizleyenleri görmek hiç de zor değil. Toplum olarak artık bu vitrin oyunlarına kanmayı bırakmalı, sahte parıltılara değil, kalıcı ve samimi icraatlara değer vermeliyiz.
Çünkü halı artık o kadar kabardı ki, altındakileri gizlemeye kimsenin gücü yetmeyecek.
Köşe Yazısı: Salih SÜTLAN Gazeteci Şair Yazar

YORUMLAR