Yerelde yönetimi şekillendiren, başkanları veya güçlü figürleri o koltuklara taşıyan irade; mahalle mahalle gezen, kahvehanelerde dil döken, kendi tabanının, aşiretinin ya da yöre derneğinin gücünü adayın arkasına yığan gizli kahramanların işidir. Kapalı kapılar ardında verilen sözler, seçim döneminin o heyecanlı atmosferinde “bizimle yürüyeceksin” vaatleriyle pekiştirilir. Ancak güç konsolide edildikten, o mühür ele alındıktan sonra dengeler tamamen yön değiştirir.
Bu noktada, yerel siyasetin hafızasına şu üç gerçek düşüyor:
Basamak Olarak Kullanılan “Eski Dostlar” Seçim kazanılana kadar her bir oya değer veren, sahada gece gündüz çalışan isimlerin birçoğu, yönetim kadroları kurulurken kendisini aniden oyunun dışında bulur. Gücü elinde toplayan yeni irade; düne kadar desteğine ihtiyaç duyduğu kanaat önderlerini, meclis üyesi adaylarını veya mahalle başkanlarını “yeni dönemin vizyonu ve kurumsallaşma” gerekçeleriyle yavaş yavaş sistemin dışına iter. Dünün yol arkadaşları,
“Bürokrasi ve Güç” Duvarı Seçim öncesinde herkesin ulaşabildiği, telefonunu 24 saat açık tutan, her el uzatana sarılan o “halk adamı” profili, yönetim binasına adım attığı an yerini bürokratik bariyerlere bırakır. Dün sandık başında veya saha çalışmalarında omuz omuza duranlar, bugün randevu odalarında haftalarca bekletilen figürlere dönüşür. Özel kalem barajları ve kurumsal hiyerarşi, eski yol arkadaşları için aşılması imkansız birer kaleye dönüşür.
Vefa ve Pragmatizm Çelişkisi Siyaset, ne yazık ki duygusallığı ve vefayı çok çabuk öğüten rasyonel bir mekanizmadır. Yönetimi devralanlar, kendilerini oraya taşıyan kitleyi “nasıl olsa cepte” varsayarak, güçlerini tahkim etmek adına yeni müttefikler ve yeni denge odakları aramaya girişirler. Bu süreçte ilk feda edilenler ise, genellikle hakkını arayan, sesi biraz daha gür çıkan veya geçmişteki emeğine dayanarak hak iddia eden eski yol arkadaşları olur.
Arnavutköy’ün yakın siyasi geçmişine ve toplumsal hafızasına bakıldığında da; birilerinin omuzlarında yükselenlerin, zirveye çıktıklarında o omuzlara basıp geçtiği pek çok sessiz hikayeye rastlamak mümkündür. Sahada açıkça görülen bu tasfiye süreçleri, yerel siyasetin doğasındaki güç odaklı değişimin en somut kanıtıdır.
Peki, sizce Arnavutköy yerelinde bu güç konsolidasyonunun ve sessiz tasfiyelerin en belirgin kurbanları kimler oldu? Sahadaki gözlemleriniz, en çok hangi kesimlerin veya isimlerin bu kurumsal duvarların arkasında bırakıldığını gösteriyor?
Salih SÜTLAN
Türkiye Kent Haber
Genel Yayın Yönetmeni
