Daha fazla konuşurlar.
Gerektiğinde de, gerekmediğinde de kendilerini öne çıkarırlar.
Sanki sistemin en büyük savunucusu onlarmış gibi davranırlar.
Hatta çoğu zaman sistemin en zayıf halkasına yönelir, oraya müdahale ederek kendi güçlerini göstermeye çalışırlar. Böylece hem üstlerine hem de çevrelerine, “Ben olmazsam bu sistem ayakta kalamaz” mesajı vermek isterler.
Dışarıdan bakıldığında bu davranış, sisteme sahip çıkmak gibi görünebilir.
Ama görüntü ile gerçek aynı şey değildir.
Çünkü bazı insanlar sistemi korumaz; sistemin kendilerine sağladığı konumu korur.
Sistemin hoşuna giden davranışları sergilemek, bir insanın gerçekten sistemin doğru insanı olduğunu göstermez.
Bir insanın gerçek karakteri, işler yolundayken değil; kriz başladığında ortaya çıkar.
Günü kurtaranlar, kendilerini kahraman ilan edebilir.
Fakat sistem gerçekten büyük bir sınavla karşı karşıya kaldığında, kimin sistemi koruduğu, kimin ise sadece kendi koltuğunu koruduğu anlaşılır.
Çünkü kendi varlığını sistemin varlığından daha değerli gören kişi, sistem sarsılmaya başladığında önce kendisine güvenli bir çıkış arar.
Ve çoğu zaman…
Sistemi ilk terk eden de yine o olur.
Bu nedenle bir sistemi yönetirken en büyük hata; en çok görünene en sadık, en çok konuşana en güçlü, en sert tepki verene de en güvenilir kişi gözüyle bakmaktır.
Oysa gerçek sadakat, kendini göstermekle değil; zor zamanda sorumluluk almakla ölçülür.
Gerçek güç, başkalarını bastırmakta değil; sistemi ayakta tutacak güveni oluşturmaktadır.
Ve gerçek koruyucu, kendisini vazgeçilmez göstermeye çalışan kişi değildir.
Gerçek koruyucu; kendisi olmadan da sistemin ayakta kalmasını sağlayandır.
Çünkü kendini koruyan insan, sistemi kendi çıkarının aracı haline getirir.
Sistemi koruyan insan ise kendi çıkarını sistemin geleceğinin önüne koymaz.
Unutulmamalıdır:
Kendini vazgeçilmez ilan edenler, çoğu zaman sistemin en büyük kırılma noktasıdır.
Gerçek güç ise vazgeçilmez olmak değil, senden sonra da düzenin devam etmesini sağlamaktır.
Salih SÜTLAN
Gazeteci • Yazar • Şair
