TEĞMENLERİN HAREKETİ: BASİT BİR DİSİPLİN İHLALİ Mİ, YOKSA ORGANİZE BİR EYLEM Mİ?
Teğmenlerin yürürlükten kaldırılmış yemin metnini ısrarla okumak istemeleri ve amirlerine yedi kez başvurmaları, askeri disiplin açısından ciddi bir ihlal olarak değerlendirilmiştir. Ancak olayın detaylarına bakıldığında bu durumun bireysel bir tepki olmaktan ziyade organize bir provokasyon olduğu açıkça görülmektedir.
Bu göstergeler, olayın basit bir disiplin ihlalinden öte, hükümeti zor durumda bırakmayı ve kamuoyu nezdinde siyasi bir tartışma yaratmayı hedefleyen bir eylem olduğunu ortaya koymaktadır.
KOMUTA KADEMESİNİN SORUMLULUĞU: GÖZ YUMMA MI, YOKSA İHMAL Mİ?
Bu olayda, sadece teğmenler değil, aynı zamanda komuta kademesi de ciddi sorumluluk taşımaktadır. Takım komutanları, bölük komutanları ve okul komutanı, bu eylemin gerçekleşmesinde ya ihmalkâr davranmış ya da bilerek bu provokasyona zemin hazırlamıştır.
Teğmenlerin yedi kez aynı taleple başvurmalarına rağmen, takım ve bölük komutanlarının gerekli disiplin tedbirlerini almamış olması büyük bir ihmaldir. Bu komutanların, alt kademedeki askerlerin disiplinini sağlama ve emir-komuta zincirini koruma sorumluluğu bulunmaktadır. Bu tür bir disiplinsizliğe göz yummak, askeri düzeni tehlikeye atmakla eşdeğerdir.
Olayın büyümesinde ve basına yansımasında en büyük sorumluluk okul komutanına aittir. Okul komutanı, bu tür yüksek profilli bir etkinliğin tüm organizasyonundan sorumludur. Olayın basın önünde gerçekleşmesi ve geniş bir yankı uyandırması, komutanın ya durumu hafife aldığını ya da bilinçli olarak bu provokasyona göz yumduğunu göstermektedir. Yüksek Disiplin Kurulu tarafından bazı idareci subayların TSK’dan ihraç edilmesi de bu sorumluluğun resmi olarak kabul edildiğini gösterir niteliktedir.
Bu komuta zafiyeti, sadece askerî disiplin açısından değil, aynı zamanda hükümete karşı planlanan bir provokasyona dolaylı destek sağladığı için de büyük bir güvenlik sorunu teşkil etmektedir.
